^Yukarı Cık
  
  
  
Get Adobe Flash player

Bizi Takip Edin

Zor Zamanın İnsanı

ZOR ZAMANLARIN İNSANI
 “Zoru başarmış tüm öğretmenlerimize ithafen"
             Küçücük bir bebekti henüz, korumasız ve aciz.Sadece ağlayabiliyordu.Zaten hayatının tek başarısı ağlamaktan ibaretti daha.Ne yapsaydı ya….Kırk günlük bebekti ,hemde küçücük “tabutun arkasından koşup babamı nereye götürüyorsunuz” diye çağlık atıp ortalığı birbirine katacak değildi ki.Ağladı bilinçsizce günlerce susmadan hem de.Ağladı.Ağladı. Ağladı. Hayata, yaşananlara talihsizliğine inat beklide kendine inat.”Ölenle ölünmüyor, hayat devam edecek” derdi anası.Sonra büyüdü düşe kalka, ağlaya sızlaya.Büyüdü ama sonunda, her insan gibi her canlı gibi.İlkokula başladı tüm korkuları ve kaygıları ile.Onun okul forması diğer erkek arkadaşlarının formalarında farklıydı, aslında tek fark buydu sanki görünürde.İlkokulu bitiren ablasının okul formasını tamir etmişti anası.Ablasının formasıydı bu ne yapsaydı giymem mi deseydi.Formasız da almazlardı ya okula.Forma dışında başka bir farkının olmadığını gördü diğerlerinden.Tek ve önemli ayrıntıyı fark edene kadar farkedemedi farkını bir türlü.
            İlkokul 3.sınıfta idi. İlk kez ağlattı anasını hem de istemeden Çünkü hayatının en cevapsız en uzun, bir o kadar da kısa ve öz hatta en  çetrefilli sorusunu sormuştu anasına.”Ana! Bütün arkadaşlarımın babası ellerinde filelerle, torbalarla şehirden geliyorlar. Arkadaşlarım filelere koşuyorlar babalarından önce. Onlar fileleri karıştırmakla meşgulken babaları okşuyor saçlarını. Beni babam ne zaman gelecek ana?" Anasını ağlattı ilk kez. Anası diyemedi ”Oğlum senin baban asla gelmeyecek, gelemeyecek”.Belki aklı yetse anasının bir iki bir laf ederdi ama. Elden ne gelir cahil kadın, yaralı kadın ama bir o kadar  da anaç.
            Hakikaten ölenle ölünmüyordu ha. Yanına kar kalıyordu, ölenin öldüğü.İlkokulu bitirdi sonra o ağlayan çocuk.Yatılı ortaokulu kazandı.İlk kez ayrılıyordu anasından evinden bacısından.Ayrılmalıydı ki  okusun.Okumalıydı ki ağlayan bebeleri susturabilsin.Okumalıydı ki ağlayan bebeleri, ablasının formasını giyen çocukları sevindirebilsin.Ve tüm dünyaya dönüp “Bana bakın BEN ZOR ZAMANLARIN İNSANIYIM diye bilsin.
            Ortaokul ikinci sınıftaydı.Tüm ümidini yitirmek üzereydi.Memleket türkülerinden bile mırıldanmaz olmuştu dili.Özlemlerini sevda düşlerini aylaklıklarını bir kenara itmişti artık.Fen Bilgisi Öğretmeni fark etti onu.Üstünü başını aldı.Harçlık verdi ama gizlice kimseye göstermeden kimseye hissettirmeden.Sıradan biri değildi çünkü o,öğretmendi adam.Farkı olmalıydı diğer insanlardan.Herkesin içinde veremezdi ya harçlığı, okul çantasını defteri kalemi.Tek bir hedefi vardı artık çocuğun.Fen Bilgisi Öğretmeni gibi olabilmek.Çizmişti çizgisini bozmamak üzere.
            Kocaman adam oldu göz açıp kapayana kadar. Demişti ya anası “ölenle ölünmez” haklıymış meğer.Kovaladı hayat onu oda yılları bıkmadan usanmadan kovaladı hemde.Öğretmen oldu nihayet.Başlamıştı görevine artık aciz ve korumasız da değildi.Ama biliyordu emindi aciz korumasız çaresiz sayısız  çooook bebe var.Görev yaptığı kasaba tüm köylerin toplanma merkeziydi.Bir dükkan vardı kasabada.Bin bir çeşit dükkanı derlerdi ona.Ne istersen vardı.Yiyecek, içecek,giyecek hatta ilaç bile.Dükkan sahibi okul formalarını kapının önüne asmıştı.Görmelerini istiyordu sanırım bin bir çeşit dükkandaki mallarını  insanların. bu sırada bir kadın ile bir kız çocuğu geldi.Kadın kızın anasıydı bes belli.Kızın elini öyle bir kavrayışı vardı ki ancak bir ana bu kadar sıkı kavrar evladının elini.Evet bu kadın  kesinlikle anası idi küçük kızın.Kız çocuğu mavi renkli formaya baktı baktı baktı.Anası ne kadar çekti ise kolundan o kız formaya bakmaya devam etti.Sanırım anası söz anlatamadı kıza.Dükkan sahibi ile konuştular kısa bir süre.Amansızca salladı başını dükkanın sahibi.Öyle bir baş sallayışını Nermut bile yapmamıştır zannederim.Ananın gözleri doldu.Kız çocuğu umursamaz bir tavırla sürdürdü isteğini.Kız anasına”ana yarın ilçeye gideceğiz İstiklal Marşı Okuma Yarışmasına birinci oldum ya köyde.Alalım formayı ana.Formam yok ana.Bir şeyim yok ana hatta hiçbir şeyim.” Çaresizdi kadının bağlanmıştı eli kolu. Sözün bittiği yerdi sanki. Dükkan sahibi ne kadar amansız ne kadar acımasızsa kız çocuğu da o kadar israrcı, ana ise o kadar çaresiz.
            Oturduğu sandalyeden kalkan bıyıkları yeni terlemiş bir genç yaklaştı onlara. Geçmişin ağılayan bebesi ablasının forması ile ilkokulu bitiren çocuğun ta kendisiydi o genç. Gözleri doldu, bir o kadarda emindi artık kendisinden. Öğretmendi ya tıpkı Fen Bilgisi Öğretmeni gibi. Geldi kızın başını okşadı. Dükkan sahihine”kaç para bu forma” diye sordu kendinden emin ve sert bir dille. Aslında dükkan sahibine de çok kızmıştı içinden.Yoktan anlamayan hal bilmeyen insanlara oldum olası kızardı ya.Dükkan sahibi “15 lira bey bunların bu formayı almaya paraları yetmez ” dedi kurularak.Bıyıkları terlememiş genç adam yıllara inat geçmişine,dükkan sahibine inat belki yine kendine inat ”formayı ver kızımıza, ayakkabı da ver, çorapta ver,unutma çorap beyaz ve kalın olsun, ha ayrıca kış geliyor birde kaban ver ”diye seslendi ve yine oturdu tahta sandalyesine.Kız sevinçten zıplıyor oyunlar oynuyor sağa sola koşuyor dükkanın içerisini dolaşıyordu.
            Kız ile anası paketleri aldılar bir süre sonra ellerine, kız yine sevinçli yine gözleri gülüyor.Kadın geldi genç adama mahçup bir tavırla tıpkı ağlayan bebenin anası gibi ”sağol bey niye yaptın bunu? Dedi yüzü al al kızararak.
            Genç adamın son sözü net ve anlaşılırdı.Tüm dünyaya tüm insanlara, tüm halden anlayanlara tüm acımasızlara ve tüm merhamet fakirlerine iyi bir cevaptı aslında verdiği .
           Genç adam kadına dönerek kadından daha mahçup bir tavırla”ZOR ZAMANLARIN İNSANIYIM ben. Hemde ÖĞRETMENİM Abla." dedi.Oturdu sandalyesine beklemeye başladı.Nasılsa dükkana bir ağlayan bebek daha gelecek dedi kendi kendine, bitecek değil ya.
            Tüm öğretmenlerimizin önünde saygı ile eğiliyoruz.

Mehmet TUNGA
www.egitimyuvasi.org

Copyright © 2013. Anaokullu.Net Rights Reserved.